Evde Hasta Yaşlı Bakımı Hakkında Önemli Bilgiler
Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) tanımına göre yaşlılık;
"Çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalmasıdır."
.jpg)
Yaşlanmanın ne zaman başlayacağı konusunda net bir sınır vermek çok
mümkün değildir. Ancak yapılan bilimsel sınıflama şöyledir:
Orta Yaşlılık: 40 ile 64 yaş arasını kapsar. Bu dönemde işlevsel
kayıplar sıklıkla, gençlik dönemiyle karşılaştırılınca yüzde 10 ile 30
arasındadır.
Yaşlılık: 65 ile 74 yaş arasını kapsayan bu dönem, sıklıkla emekliliği
takip eden bir dönemdir.
İleri Yaşlılık: 75 ile 84 yaş arasını içeren bu dönemde sıklıkla
işlevsel kayıplar gözlenir; ama kişi genellikle başkalarına bağımlı
olmadan yaşamını sürdürebilir.
Çok İleri Yaşlılık: 85 yaş ve üzerini içeren bu dönemdeki kişiler özel
bakıma, özel evlere veya yardımcıya ihtiyaç duyarlar."
.jpg)
YAŞLI PSİKOLOJİSİ
• İnsan doğar doğmaz yaşlanmaya başlar. İyi bir yaşlılığın temelleri
de hayatın ilk yıllarında atılır.
• Yaşlanma, eskime, canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir.
• Yaşlanan insan fiziksel yıpranma ve değişikliklere uğrarken,
yaşadığı ortam ve olaylara bağlı olarak psikolojik yapısında da
değişiklikler olur.
Azalan psikolojik yetiler:
• Zekâ parlaklığı azalır (algılama ve yanıt verme, çözümleme),
• yeni şeyler öğrenmek zorlaşır,
• hafıza zayıflar,
• girişim ruhu ve ataklığı geriler.
Artan psikolojik yetiler:
• Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir,
• mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır
• Muhakeme güçlüdür.
• Uygun yargılara daha kolay varılır.
• Bilgi birikimi ve tecrübe, olgun kişilikle birleşirse mutlu
ihtiyarlar ortaya çıkar.
• Daha tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı olurlar
.jpg)
Yaşlı Genç Farkı:
• Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık. Diğer bir ordu
düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az. İkinci ordu birinci orduyu
her zaman mağlup eder.
• Büyük işler; bedensel güçten ziyade, yerinde, doğru düşünme ve
hedefleri geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği
değil, akıl keskinliği esastır.
• Demek ki yaşla kaybolan yetiler yerine, önemli kazanımlar varsa,
kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.
.jpg)
"Eski"ye aşırı bağlılık ve "Yeni"den korkma:
• Böyle yaşlılar eski alışkanlıklarını değiştirmekten çok rahatsız
olurlar.
Evin odası, duvarda tablo, radyonun yeri değişse huzursuz ve hırçın
olurlar.
Egoizmin belirginleşmesi:
• Bazı yaşlılar sürekli gençleri eleştirirler, kendi gençliklerini
överler.
Treni kaçırma duygusu:
• Gençliğini ve zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler.
Gençliğinde futbolcu olan bir yaşlının yine aynı performansla futbol
oynama isteği.
Sağlığa aşırı düşkünlük:
• Yaşlılar hayatı daha çok severler. Bu nedenle yaşlı bir insan;
sağlığının ihmal edildiği, kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.
Artan tutkular:
• Bazı yaşlılarda mal-mülk ve şöhret tutkusu çok alevlenir.
Yalnızlık duygusu:
• Yaşlı bir insanın en önemli psikososyal sorunudur. Yaşlı bir insan
çok lüks bir huzurevine veya hastaneye bırakıldığında eğer yalnızlık
duygusuna kapılmış ise ani bir çöküş ve ölüm yaşayabilir. Çocuklarını
ve torunlarını göremeyen anne ve baba duyguları hayat yükünü zor
taşır.
Ölüm korkusu:
• İnsanların evrensel korkusu, ama kaçınamadığı bir gerçektir "ölüm".
Kişilik özelliklerinin aşırılaşması:
• Cami yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi, ne kadar yaşlansalar da bazı
yaşlılar daha çok cimrileşir, daha çok kavgacı-geçimsiz olurlar.
• Öfke, üzüntü, sevinç gibi duygusal tepkiler daha güçlü olarak
yaşanır. Kimi zaman bazı uygunsuz konuşmalar, şakalar, davranışlar
olabilir.
• İleri yaşlarda hem sosyal hem fiziksel alandaki kayıplar kişiyi daha
duyarlı ve kırılgan hale getirir. Alınganlık, çevreyle uyumu bozan
temel güçlüklerden birisidir.
Çaresizlik duygusu:
• Eski fizik gücünde olmayan,
• bazı rahatsızlıkların etkisi ile rahat olmayan,
• zevk ve keyif verici bazı yaşantılarını kaybeden,
• verimli ve üretken bir işten mahrum olan,
• her an ölüme yaklaştığının farkında olan bir yaşlı, kendisini çok
aciz, zayıf hisseder. Bu duygular içindeki insana en önemli yardım,
aile ve çevrenin desteği ve iyi bir hayat felsefesidir.
BAZI YANLIŞ YARGILAR YAŞLANMAYI ÇEKİLMEZ KILAR;
Örneğin;
• Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır diye düşünülür.
• Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma duygusu vardır.
• Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi oluşur.
Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:
• Yaşlılıkta sadece dermansızlığın çaresi yoktur. Ama kişi iyi bir
hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.
• "Ben yaşlandım, ölsem daha iyi" düşüncesi yaşlılardaki depresif
düşüncelerden birisidir.
• Yaşadığı günün değerini bilen insan böyle bir yanlış yargıya önem
vermeyecektir.
Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma duygusu:
• Yaşlılık; sorunların olduğu bir dönemdir. Fakat karamsar gözlükle
bakmamak gerekir. Beklenti seviyesini ufak tutarak gerçekçi hayat
felsefesine sahip olmalıdır. İnsan en ufak şeylerden mutlu
olabilmelidir.
“Beklenti düzeyini yüksek tutan ihtiraslı yaşlılar”, hep daha
fazlasını istediklerinden, mutlu olamazlar. Bu yüzden yaşama sevinci
yaşlılık döneminde kaybolur.
• Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan "öğretmesini
isteyen" gençlerle doludur. Bu oldukça hoş bir konumdur.
• Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak
yerine yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıcadır. Yaşlı bunun
farkında olmalıdır.
Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:
• Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları,
emeklilik sonrasında süratle bozulmaktadır.
• İnsanoğlu; eli ayağı tutuyor ve şuuru yerinde ise sürekli
çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.
YAŞLILIĞA UYUM SAĞLAMAK İÇİN ÖNERİLERİMİZ;
1- Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler
öğrenmesinin, uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını
yavaşlattığını göstermektedir.
Yaşlanmaktan korkan insan "Çalışan demir ışıldar" sözüne uygun olarak
beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir.
2- İyi beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir
beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini, doğal
olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir. E vitamini, beyin
hücrelerinin oksitlenmesini önlemekte yani serbest radikalleri
gidermektedir.
3 – Gençlik ve erişkin yaşam biçimi, yaşlılığa en iyi hazırlanmadır.
Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat
felsefesi olması, yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.
4 – Kendisini yalnız hissetmeyen, ailesinin, çocuklarının,
yakınlarının yanında olacağını düşünen yaşlı birey kendisini daha
güçlü hissedecektir. Çevrenizle barışık olun.
UZUN YAŞAMIN SIRRI
• Öncelikle, çevreniz ile yakın ve canlı bir ilişki sürdürün.
• Yeniliklere karşı açık fikirli olun. Kişisel bilgilerinizi artırmak
için istekli, başkalarına karşı ilgili olun.
• El, zihin ve diğer becerilerinizi sürekli kullanarak koruyun.
• Yaratıcı düşüncelerinizi geliştirmeye çalışın.
• Kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak hobiler, uğraşılar bulun.
• Fiziksel olarak aktif olmaya çalışın.
• Bilinçli beslenin; sebze, meyve, süt ürünleri ve tahıl tüketmeyi, su
içmeyi ihmal etmeyin.
• Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları bırakın.
• Yaşama olumlu, yapıcı ve esprili bir gözle bakmaya çalışın.
• Sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.
• Kazalardan korunmak için, bir işi yapmanın en güvenli yolunu
araştırın. Yapabileceklerinizi belirleyin, kendinizi zorlamayın.
• Sizde oluşabilecek değişiklikleri öngörün ve plan yapın. Evinizin
düzenlenmesinde, alışverişlerinizde öncelikle kendi konforunuzu ve
güvenliğinizi düşünün.
• Her şeyi tek başınıza yaşamaya çalışmayın.
• Koşullar değişebilir, değişen koşullara uyum sağlamaya çalışın.
• Başkalarına yardımcı olabileceğiniz pek çok konu, size gereksinimi
olan pek çok insan var. Bunun bilincinde olun.
• Dışarıda koskoca bir dünya var, farkında olun.
• Yaşlanmanın doğal ve evrensel bir süreç olduğunu kabul edin.
BEDENSEL YAŞLANMA
İnsanoğlu, vücudun temel sayılabilecek, en önemli hormonlarını 30lu
yaşlara geldiğinde kaybetmeye başlar. Büyüme hormonu ( BH - growth
hormon ), gelişme çağı boyunca en fazla üretilen hormonlardan biridir
• Doku tamiri, hücre yenilenmesi,
• Organların çalışması,
• Kemiklerin dayanıklılığı,
• Beyin fonksiyonlarının sağlanması,
• Enzim üretimi,
• Saç mevcudiyeti
• Deri-tırnak gelişimi için gereklidir.
Büyüme hormonunun yokluğuna bağlı olarak hücre yenilenmesi de durur ki
bu durum yaşlanmanın en önemli basamağını teşkil eder.
• Serbest radikaller; aldığımız besinlerin, oksijenin de kullanılması
ile enerjiye dönüşümleri esnasında oluşturdukları reaktif
moleküllerdir.
Bunlar hücrelere ve hücrenin ana yapısını teşkil eden DNA ya zarar
verir. Bu konuda yapılan birçok çalışma göstermiştir ki; serbest
radikallerin varlığı, yaşlanmaya ve yaşlanmayla ilgili kanser ve kalp
hastalıkları gibi bir kısım hastalıklara daha fazla yakalanmaya neden
olmaktadır.
• Yıllarca yerçekiminin kesintisiz etkisine maruz kalan cilt ve cilt
altı dokusu, kaybolan kollajen ve elastin lifleri nedeniyle sarkmaya
başlar.
Güneşin UV ışınları, atmosferin değişen kötü şartları, sağlıksız ve
doğal olmayan beslenme şekli, giderek daha sedanter hale gelen yaşam
şartları ve fiziksel aktivitenin de azalması ile yaşlanma tam olarak
oturmaya başlar.
• Görme, duyma ve tat alma duyuları zayıflar.
• Yağsız kas kitlesi 40 yaşlarında azalmaya başlar ve azalmakta olan
kasların yerini yağlar alır.
65 yaşına gelene kadar kişi, kas gücünün yüzde 80'ini kaybedebilir.
YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR
• 1. Tansiyon yüksekliği
(Ağırlık kontrolü – boya uygun kiloya ulaşılması, Tuz tüketiminin
sınırlandırılması (turşu, salamura, ilave tuz ),Besinlerle yeterli
kalsiyum ve potasyum alımı, Düzenli egzersiz ( fonksiyonel kapasiteye
uygun),Sigara içilmemesi )
• 2. Kemik erimesi
(Besinlerle ve destekleyici ilavelerle kalsiyum ve D vitamini alımının
artırılması, Düzenli egzersiz (yerçekimine karşı yapılan egzersizler
uygundur, yüzme osteoporoz açısından uygun bir egzersiz değildir. ) )
• 3. Kan yağları yüksekliği, kalp damar hastalığı
(Margarin, tereyağ, kuyruk yağı gibi katı yağların ve sakatatların
tüketilmemesi ,Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli
meyveler, balık ve kuru baklagillerin tüketiminin artırılması ,Tuz ve
sodyumdan zengin besinlerin alımının kısıtlanması ,Uygun kilonun
korunması ,Sigara içilmemesi.)
• 4. Kanser
(Diyetteki yağ miktarının azaltılması, Posa tüketiminin artırılması
,Bağışıklığı artırıcı vitamin ve minerallerden (A, C, E vitamini,
selenyum) ve fitokimyasallardan zengin besinlerin tüketiminin
artırılması ,Katkı maddesi içeren, özellikle hazır besinlerin (hazır
çorba, et suyu, boyalı besinler) tüketiminin kısıtlanması ,Sigara ve
alkol tüketilmemesi )
• 5. Şeker hastalığı
(Ağırlık denetimi-uygun kiloya ulaşılması, Kuru baklagiller, kepeği
ayrılmamış tahıllar, sebze ve meyveler gibi posadan zengin ve glisemik
indeksi* düşük besinlerin tüketilmesi, Düzenli egzersiz, Sigara ve
alkol tüketilmemesi )
• 6. Nörolojik hastalıklar (Alzheimer, Parkinson, felç vb)
(Yeterli enerji ve protein alımı, Beyin fonksiyonlarını geliştiren
vitamin ve minerallerden zengin besinlerin (yeşil yapraklı sebzeler,
kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık) tüketiminin
artırılması),Sigara ve alkol tüketilmemesi )
• 7. Kabızlık
(Posa ve sıvı tüketiminin artırılması, Düzenli egzersiz)
• 8. Bağışıklık sistemi zayıflığı
(Protein alımının artırılması, Balık, soya yağı, fındık, ceviz, badem,
sebze ve meyve tüketiminin artırılması, Düzenli egzersiz, Sigara ve
alkol tüketilmemesi )
Yaşlılığı erkenden başlatan etmenler ise;
• beslenme bozuklukları,
• kas ve eklem sorunları,
• egzersiz yetersizliği,
• kolesterol yüksekliği,
• yoğun stres ve bunaltı,
• hipertansiyon, diyabet, damar sertliği gibi hastalıklar ile
• sigara, alkol ve madde bağımlılığı,
• uyku problemleri,
• karaciğer ve böbrek yetmezliği olarak sıralanabiliyor.
YAŞLILIKTA BAKIMIN TARİHÇESİNE BAKARSAK=
• Gelişmiş - gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde; ortalama yaşam
ömrü artmakta, yaşlılıkla ilgili sorunları beraberinde getirmektedir.
• Sosyal ve tıbbi bakım hizmetlerinin bir kolu olan yaşlı bakım
hizmetleri konusunda düşünceler ilk defa ABD de 1950 yıllarında ortaya
çıkmıştır.
(Mischo-Kelling ve Zeidler 1992)
• Teorik boyutuyla da olsa yaşlı bakımı konusunda yenilikçi
düşünceleri ortaya atan ün yapmış bilim adamları; F.G.Abdellah,
V.Henderson, D.E.Orem ve I.J.Orlando yer almıştır.
• Bakım süreçlerinin gereği ve önemini ilk kez ortaya atanlar ise;
H.Peplau(1952), L.Hall(1955) , D.Johnson (1959) ve
I.J.Orlando(1961)dir.
(Mischo-Kelling ve Zeidler 1992
• Süreç teorisyenlerinden Bayan Orlando 1961 yılında “Dinamik Hasta
Bakıcı- Hasta İlişkisi konulu profesyonel bakım uygulamasının
İşlev-Süreç ve Esasları” kitabında çok ayrıntılı bir biçimde bakım
süreçlerinin unsurlarını ve hastanın da bakım süreçlerine dahil
edilmesinin gerekliliğini belirtmiştir.
(Marinney-Tomey 1992 Sf 346)
• Bu dönemde üzerinde yoğun olarak durulan fikir bireysel bakım
hizmetleri çerçevesinde; sürekli olarak bakım hizmetlerine ihtiyaç
duyanların durumlarını ve bunlara yönelik özel olarak tasarlanan bakım
hizmetlerini tasarlamakla bakım sorununa parmak basmışlardır.
Bakım hizmetleri çerçevesinde özellikle şu sorulara cevap aranmıştır=
• Bakım nedir?
• Kimlere sürekli olarak bakım hizmeti sunulmalıdır?
• Bakım hizmetlerinin etkisi ve faydası nedir?
• Sağlık Hizmetlerinde bakıcı uzmanın rolü nedir?
• Bakım Hizmetlerinde bakıcı aile fertlerinin durumu nedir?
• Batıda daha çok 40–50 yıl önce dile getirilen bu sorular, bugün
benzer şekilde yaşlılar ve engelliler içinde geçerlilik kazanmış olup,
sosyal hizmetler alanında yeni mesleki oluşumların ortaya çıkmasını
sağlamıştır.
• Örneğin 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD de kolej ve üniversitede
bakım Hizmetleri okutulur hale gelmiştir.
• Almanya da 1970–80 li yıllarda akademik ve bilimsel çalışmalar
yapılmış, 1985 yılında “Hasta Bakıcılığı ile ilgili Mesleklerin
Eğitimi ve İmtihanına ait Yönetmelik” kabul edilmiştir.
• Krohnwinkel, 1993 yılında Bakıma Muhtaç Yaşlıların bakım ihtiyacını
etkin bir şekilde karşılayacak bir model geliştirmiştir. (AEDL-Modeli)
ÜLKEMİZDE DURUM
Türkiye de yaşlı nüfus, dünyayla paralel olarak hızla artmaktadır.
Araştırmalar 2030 yılında yaşlı nüfusun 10 milyona ulaşacağını
göstermektedir.
Kişiler yaşlandıkça öz bakımlarında zorlanmaktadırlar.
Ülkemizde yaşlı artışı sebebiyle sağlık hizmetleri yanı sıra bakım
hizmetleri de gözden geçirilmelidir.
Ülkemizde; kadınların çalışma hayatına katılması, geniş ailelerin
çekirdek ailelere dönüşmesi ile yaşlı bakımında sorunlar
yaşanmaktadır.
Ülkemizde; Yaşlı bakımı daha sıklıkla kurumlarımızda sürdürülmektedir.
Kurumsal yaşlı bakımı gittikçe yetersiz hale gelmiştir ve pahalıya mal
olmaktadır.

İletişim Bilgileri:
Arya sağlık, eğitim, sosyal hizmetler ve danışmanlık.
Telefon:
0312 - 4257277
Faks:
0312 - 4257278
Posta adresi:
Büklüm Sokak 12-12 Kavaklıdere Ankara
Elektronik posta:
info@aryadanismanlik.com



