Arya Danışmanlık

Yakınınızdayız

312 4257277

Evde Hasta Yaşlı Bakımı Hakkında Önemli Bilgiler

 

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) tanımına göre yaşlılık;

"Çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalmasıdır."

  

Yaşlanmanın ne zaman başlayacağı konusunda net bir sınır vermek çok mümkün değildir. Ancak yapılan bilimsel sınıflama şöyledir:

 

Orta Yaşlılık: 40 ile 64 yaş arasını kapsar. Bu dönemde işlevsel kayıplar sıklıkla, gençlik dönemiyle karşılaştırılınca yüzde 10 ile 30 arasındadır.

Yaşlılık: 65 ile 74 yaş arasını kapsayan bu dönem, sıklıkla emekliliği takip eden bir dönemdir.

İleri Yaşlılık: 75 ile 84 yaş arasını içeren bu dönemde sıklıkla işlevsel kayıplar gözlenir; ama kişi genellikle başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilir.

Çok İleri Yaşlılık: 85 yaş ve üzerini içeren bu dönemdeki kişiler özel bakıma, özel evlere veya yardımcıya ihtiyaç duyarlar."

YAŞLI PSİKOLOJİSİ

•          İnsan doğar doğmaz yaşlanmaya başlar. İyi bir yaşlılığın temelleri de hayatın ilk yıllarında atılır. 

•          Yaşlanma, eskime, canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir.  

•          Yaşlanan insan fiziksel yıpranma ve değişikliklere uğrarken, yaşadığı ortam ve olaylara bağlı olarak psikolojik yapısında da değişiklikler olur. 

 

Azalan psikolojik yetiler:

•          Zekâ parlaklığı azalır (algılama ve yanıt verme, çözümleme),

•          yeni şeyler öğrenmek zorlaşır,

•          hafıza zayıflar,

•          girişim ruhu ve ataklığı geriler.

 

Artan psikolojik yetiler:

•          Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir,

•          mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır

•          Muhakeme güçlüdür.

•          Uygun yargılara daha kolay varılır.

•          Bilgi birikimi ve tecrübe, olgun kişilikle birleşirse mutlu ihtiyarlar ortaya çıkar.

•          Daha tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı olurlar

Yaşlı Genç Farkı:

•          Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık. Diğer bir ordu düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az. İkinci ordu birinci orduyu her zaman mağlup eder.

•          Büyük işler; bedensel güçten ziyade, yerinde, doğru düşünme ve hedefleri geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği değil, akıl keskinliği esastır.

•          Demek ki yaşla kaybolan yetiler yerine, önemli kazanımlar varsa, kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

"Eski"ye aşırı bağlılık ve "Yeni"den korkma:

•          Böyle yaşlılar eski alışkanlıklarını değiştirmekten çok rahatsız olurlar.

            Evin odası, duvarda tablo, radyonun yeri değişse huzursuz ve hırçın olurlar.

Egoizmin belirginleşmesi:

•          Bazı yaşlılar sürekli gençleri eleştirirler, kendi gençliklerini överler.

Treni kaçırma duygusu:

•          Gençliğini ve zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler. Gençliğinde futbolcu olan bir yaşlının yine aynı performansla futbol oynama isteği.

Sağlığa aşırı düşkünlük:

•          Yaşlılar hayatı daha çok severler. Bu nedenle yaşlı bir insan; sağlığının ihmal edildiği, kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.

Artan tutkular:

•          Bazı yaşlılarda mal-mülk ve şöhret tutkusu çok alevlenir.

Yalnızlık duygusu:

•          Yaşlı bir insanın en önemli psikososyal sorunudur. Yaşlı bir insan çok lüks bir huzurevine veya hastaneye bırakıldığında eğer yalnızlık duygusuna kapılmış ise ani bir çöküş ve ölüm yaşayabilir. Çocuklarını ve torunlarını göremeyen anne ve baba duyguları hayat yükünü zor taşır.

Ölüm korkusu:

•          İnsanların evrensel korkusu, ama kaçınamadığı bir gerçektir "ölüm".

Kişilik özelliklerinin aşırılaşması:

•          Cami yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi, ne kadar yaşlansalar da bazı yaşlılar daha çok cimrileşir, daha çok kavgacı-geçimsiz olurlar.

•          Öfke, üzüntü, sevinç gibi duygusal tepkiler daha güçlü olarak yaşanır. Kimi zaman bazı uygunsuz konuşmalar, şakalar, davranışlar olabilir.

•          İleri yaşlarda hem sosyal hem fiziksel alandaki kayıplar kişiyi daha duyarlı ve kırılgan hale getirir. Alınganlık, çevreyle uyumu bozan temel güçlüklerden birisidir.

Çaresizlik duygusu:

•          Eski fizik gücünde olmayan,

•          bazı rahatsızlıkların etkisi ile rahat olmayan,

•          zevk ve keyif verici bazı yaşantılarını kaybeden,

•          verimli ve üretken bir işten mahrum olan,

•          her an ölüme yaklaştığının farkında olan bir yaşlı, kendisini çok aciz, zayıf hisseder. Bu duygular içindeki insana en önemli yardım, aile ve çevrenin desteği ve iyi bir hayat felsefesidir.

BAZI YANLIŞ YARGILAR YAŞLANMAYI ÇEKİLMEZ KILAR;

Örneğin;

•          Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır diye düşünülür.

•          Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma duygusu vardır.

•          Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi oluşur.

Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:

•          Yaşlılıkta sadece dermansızlığın çaresi yoktur. Ama kişi iyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

•          "Ben yaşlandım, ölsem daha iyi" düşüncesi yaşlılardaki depresif düşüncelerden birisidir.

•          Yaşadığı günün değerini bilen insan böyle bir yanlış yargıya önem vermeyecektir.

Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma duygusu:

•          Yaşlılık; sorunların olduğu bir dönemdir. Fakat karamsar gözlükle bakmamak gerekir. Beklenti seviyesini ufak tutarak gerçekçi hayat felsefesine sahip olmalıdır. İnsan en ufak şeylerden mutlu olabilmelidir.

            “Beklenti düzeyini yüksek tutan ihtiraslı yaşlılar”, hep daha fazlasını istediklerinden, mutlu olamazlar. Bu yüzden yaşama sevinci yaşlılık döneminde kaybolur.

•          Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan "öğretmesini isteyen" gençlerle doludur. Bu oldukça hoş bir konumdur.

•          Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak yerine yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıcadır. Yaşlı bunun farkında olmalıdır.

Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:

•          Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları, emeklilik sonrasında süratle bozulmaktadır.

•          İnsanoğlu; eli ayağı tutuyor ve şuuru yerinde ise sürekli çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.

YAŞLILIĞA UYUM SAĞLAMAK İÇİN ÖNERİLERİMİZ;

1- Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler öğrenmesinin, uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir.

        Yaşlanmaktan korkan insan "Çalışan demir ışıldar" sözüne uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir.

2- İyi beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini, doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir. E vitamini, beyin hücrelerinin oksitlenmesini önlemekte yani serbest radikalleri gidermektedir.

3 – Gençlik ve erişkin yaşam biçimi, yaşlılığa en iyi hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat felsefesi olması, yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.

4 – Kendisini yalnız hissetmeyen, ailesinin, çocuklarının, yakınlarının yanında olacağını düşünen yaşlı birey kendisini daha güçlü hissedecektir. Çevrenizle barışık olun.

UZUN YAŞAMIN SIRRI

•          Öncelikle, çevreniz ile yakın ve canlı bir ilişki sürdürün.

•          Yeniliklere karşı açık fikirli olun. Kişisel bilgilerinizi artırmak için istekli, başkalarına karşı ilgili olun.

•          El, zihin ve diğer becerilerinizi sürekli kullanarak koruyun.

•          Yaratıcı düşüncelerinizi geliştirmeye çalışın.

•          Kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak hobiler, uğraşılar bulun.

•          Fiziksel olarak aktif olmaya çalışın.

•          Bilinçli beslenin; sebze, meyve, süt ürünleri ve tahıl tüketmeyi, su içmeyi ihmal etmeyin.

•          Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları bırakın.

•          Yaşama olumlu, yapıcı ve esprili bir gözle bakmaya çalışın.

•          Sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.

•          Kazalardan korunmak için, bir işi yapmanın en güvenli yolunu araştırın. Yapabileceklerinizi belirleyin, kendinizi zorlamayın.

•          Sizde oluşabilecek değişiklikleri öngörün ve plan yapın. Evinizin düzenlenmesinde, alışverişlerinizde öncelikle kendi konforunuzu ve güvenliğinizi düşünün.

•          Her şeyi tek başınıza yaşamaya çalışmayın.

•          Koşullar değişebilir, değişen koşullara uyum sağlamaya çalışın.

•          Başkalarına yardımcı olabileceğiniz pek çok konu, size gereksinimi olan pek çok insan var. Bunun bilincinde olun.

•          Dışarıda koskoca bir dünya var, farkında olun.

•          Yaşlanmanın doğal ve evrensel bir süreç olduğunu kabul edin.

BEDENSEL YAŞLANMA

İnsanoğlu, vücudun temel sayılabilecek, en önemli hormonlarını 30lu yaşlara geldiğinde kaybetmeye başlar. Büyüme hormonu ( BH - growth hormon ), gelişme çağı boyunca en fazla üretilen hormonlardan biridir

•          Doku tamiri, hücre yenilenmesi,

•          Organların çalışması,

•          Kemiklerin dayanıklılığı,

•          Beyin fonksiyonlarının sağlanması,

•          Enzim üretimi,

•          Saç mevcudiyeti 

•          Deri-tırnak gelişimi için gereklidir.

     Büyüme hormonunun yokluğuna bağlı olarak hücre yenilenmesi de durur ki bu durum yaşlanmanın en önemli basamağını teşkil eder. 

•          Serbest radikaller; aldığımız besinlerin, oksijenin de kullanılması ile enerjiye dönüşümleri esnasında oluşturdukları reaktif moleküllerdir.

         Bunlar hücrelere ve hücrenin ana yapısını teşkil eden DNA ya zarar verir.  Bu konuda yapılan birçok çalışma göstermiştir ki; serbest radikallerin varlığı, yaşlanmaya ve yaşlanmayla ilgili kanser ve kalp hastalıkları gibi bir kısım hastalıklara daha fazla yakalanmaya neden olmaktadır.

•          Yıllarca yerçekiminin kesintisiz etkisine maruz kalan cilt ve cilt altı dokusu, kaybolan kollajen ve elastin lifleri nedeniyle sarkmaya başlar.

       Güneşin UV ışınları, atmosferin değişen kötü şartları, sağlıksız ve doğal olmayan beslenme şekli,  giderek daha sedanter hale gelen yaşam şartları ve fiziksel aktivitenin de azalması ile yaşlanma tam olarak oturmaya başlar.

•          Görme, duyma ve tat alma duyuları zayıflar.

•          Yağsız kas kitlesi 40 yaşlarında azalmaya başlar ve azalmakta olan kasların yerini yağlar alır.

65 yaşına gelene kadar kişi, kas gücünün yüzde 80'ini kaybedebilir.

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR

•          1. Tansiyon yüksekliği

     (Ağırlık kontrolü – boya uygun kiloya ulaşılması, Tuz tüketiminin sınırlandırılması (turşu, salamura, ilave tuz ),Besinlerle yeterli kalsiyum ve potasyum alımı, Düzenli egzersiz ( fonksiyonel kapasiteye uygun),Sigara içilmemesi )

•          2. Kemik erimesi

     (Besinlerle ve destekleyici ilavelerle kalsiyum ve D vitamini alımının artırılması, Düzenli egzersiz (yerçekimine karşı yapılan egzersizler uygundur, yüzme osteoporoz açısından uygun bir egzersiz değildir. ) )

•          3. Kan yağları yüksekliği, kalp damar hastalığı

      (Margarin, tereyağ, kuyruk yağı gibi katı yağların ve sakatatların tüketilmemesi ,Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık ve kuru baklagillerin tüketiminin artırılması ,Tuz ve sodyumdan zengin besinlerin alımının kısıtlanması ,Uygun kilonun korunması ,Sigara içilmemesi.)

•          4. Kanser

     (Diyetteki yağ miktarının azaltılması, Posa tüketiminin artırılması ,Bağışıklığı artırıcı vitamin ve minerallerden (A, C, E vitamini, selenyum) ve fitokimyasallardan zengin besinlerin tüketiminin artırılması ,Katkı maddesi içeren, özellikle hazır besinlerin (hazır çorba, et suyu, boyalı besinler) tüketiminin kısıtlanması ,Sigara ve alkol tüketilmemesi )

•          5. Şeker hastalığı

(Ağırlık denetimi-uygun kiloya ulaşılması, Kuru baklagiller, kepeği ayrılmamış tahıllar, sebze ve meyveler gibi posadan zengin ve glisemik indeksi* düşük besinlerin tüketilmesi, Düzenli egzersiz, Sigara ve alkol tüketilmemesi )

•          6. Nörolojik hastalıklar (Alzheimer, Parkinson, felç vb)

(Yeterli enerji ve protein alımı, Beyin fonksiyonlarını geliştiren vitamin ve minerallerden zengin besinlerin (yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı ve turuncu renkli meyveler, balık) tüketiminin artırılması),Sigara ve alkol tüketilmemesi )

•          7. Kabızlık

(Posa ve sıvı tüketiminin artırılması, Düzenli egzersiz)

•          8. Bağışıklık sistemi zayıflığı

(Protein alımının artırılması, Balık, soya yağı, fındık, ceviz, badem, sebze ve meyve tüketiminin artırılması, Düzenli egzersiz, Sigara ve alkol tüketilmemesi )

Yaşlılığı erkenden başlatan etmenler ise;

•          beslenme bozuklukları,

•          kas ve eklem sorunları,

•          egzersiz yetersizliği,

•          kolesterol yüksekliği,

•          yoğun stres ve bunaltı,

•          hipertansiyon, diyabet, damar sertliği gibi hastalıklar ile

•          sigara, alkol ve madde bağımlılığı,

•          uyku problemleri,

•          karaciğer ve böbrek yetmezliği olarak sıralanabiliyor.

YAŞLILIKTA BAKIMIN TARİHÇESİNE BAKARSAK=

•          Gelişmiş - gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde; ortalama yaşam ömrü artmakta, yaşlılıkla ilgili sorunları beraberinde getirmektedir.

•          Sosyal ve tıbbi bakım hizmetlerinin bir kolu olan yaşlı bakım hizmetleri konusunda düşünceler ilk defa ABD de 1950 yıllarında ortaya çıkmıştır.

             (Mischo-Kelling ve Zeidler 1992)

•          Teorik boyutuyla da olsa yaşlı bakımı konusunda yenilikçi düşünceleri ortaya atan ün yapmış bilim adamları;  F.G.Abdellah, V.Henderson, D.E.Orem ve I.J.Orlando yer almıştır.

•          Bakım süreçlerinin gereği ve önemini ilk kez ortaya atanlar ise;  H.Peplau(1952), L.Hall(1955) , D.Johnson (1959) ve I.J.Orlando(1961)dir.

              (Mischo-Kelling ve Zeidler 1992

•          Süreç teorisyenlerinden Bayan Orlando 1961 yılında “Dinamik Hasta Bakıcı- Hasta İlişkisi konulu profesyonel bakım uygulamasının İşlev-Süreç ve Esasları” kitabında çok ayrıntılı bir biçimde bakım süreçlerinin unsurlarını ve hastanın da bakım süreçlerine dahil edilmesinin gerekliliğini belirtmiştir.

               (Marinney-Tomey 1992 Sf 346) 

•          Bu dönemde üzerinde yoğun olarak durulan fikir bireysel bakım hizmetleri çerçevesinde; sürekli olarak bakım hizmetlerine ihtiyaç duyanların durumlarını ve bunlara yönelik özel olarak tasarlanan bakım hizmetlerini tasarlamakla bakım sorununa parmak basmışlardır.

Bakım hizmetleri çerçevesinde özellikle şu sorulara cevap aranmıştır=

•          Bakım nedir?

•          Kimlere sürekli olarak bakım hizmeti sunulmalıdır?

•          Bakım hizmetlerinin etkisi ve faydası nedir?

•          Sağlık Hizmetlerinde bakıcı uzmanın rolü nedir?

•          Bakım Hizmetlerinde bakıcı aile fertlerinin durumu nedir?

•          Batıda daha çok 40–50 yıl önce dile getirilen bu sorular, bugün benzer şekilde yaşlılar ve engelliler içinde geçerlilik kazanmış olup, sosyal hizmetler alanında yeni mesleki oluşumların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

•          Örneğin 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD de kolej ve üniversitede bakım Hizmetleri okutulur hale gelmiştir.

•          Almanya da 1970–80 li yıllarda akademik ve bilimsel çalışmalar yapılmış, 1985 yılında “Hasta Bakıcılığı ile ilgili Mesleklerin Eğitimi ve İmtihanına ait Yönetmelik” kabul edilmiştir.

•          Krohnwinkel, 1993 yılında Bakıma Muhtaç Yaşlıların bakım ihtiyacını etkin bir şekilde karşılayacak bir model geliştirmiştir. (AEDL-Modeli)

ÜLKEMİZDE DURUM

Türkiye de yaşlı nüfus, dünyayla paralel olarak hızla artmaktadır. Araştırmalar 2030 yılında yaşlı nüfusun 10 milyona ulaşacağını göstermektedir.

Kişiler yaşlandıkça öz bakımlarında zorlanmaktadırlar.

Ülkemizde yaşlı artışı sebebiyle sağlık hizmetleri yanı sıra bakım hizmetleri de gözden geçirilmelidir.

Ülkemizde;  kadınların çalışma hayatına katılması, geniş ailelerin çekirdek ailelere dönüşmesi ile yaşlı bakımında sorunlar yaşanmaktadır.

Ülkemizde; Yaşlı bakımı daha sıklıkla kurumlarımızda sürdürülmektedir. Kurumsal yaşlı bakımı gittikçe yetersiz hale gelmiştir ve pahalıya mal olmaktadır.  

 

Başvuru Bilgileri 



Telefon
0312 - 4257277
Faks
0312 - 4257278
Posta adresi
Büklüm Sokak 12-12 Kavaklıdere Ankara
Elektronik posta
info@aryadanismanlik.com

 

 

Neden Arya?

10 yıllık tecrübe.
Personel alımında profesyonel ekip.
Verilen hizmetlerin takibi.
Garantili hizmet.
Titizlikle seçilmiş adaylar.
Elemanlarla yüz yüze görüşme imkanı.
Yeni elemanlarla çalışma imkanı.